![]() |
||
Fikret Akfırat - Aydınlık, 20 Kasım 2005, Sayı 957, Sayfa 4-6. Genelkurmay Başkanlığı'nda kritik bir görevde bulunan bir Korgeneral Şemdinli olaylarıyla ilgili değerlendirmesine şöyle başlıyor: "ABD'nin şu andaki tek hedefi, bizi vatandaşın üzerine sürmek". Olayı şu mu yaptı, bu mu yaptı? Bombayı kim attı? Bütün soruların yanıtını veren, 1 Kasım'dan itibaren Hakkâri'nin Şemdinli ilçesinde gelişen olayların perde arkasını aralayan cümle bu. SINIRLAR KALBURA DÖNMÜŞ Bölgeyi karış karış bilen istihbaratçı Albay önemli bir noktaya dikkat çekiyor: "Bölgede onlarca ülkenin yüzlerce ajanı cirit atıyor. Hem bölgedeki vatandaşın içindeler, hem de PKK'nın içinde kullandığı unsurlar var." Evet. Türkiye'nin sadece gümrükleri değil, sınırları da kalbura dönmüş durumda. Yüzlerce ajan cirit atıyor. Bunlar arasında en faalleri CIA ve MOSSAD. Olayı başından beri takip eden bir başka güvenlik yetkilisi, Irak'ın kuzeyinde 196O'lı yılların ortasından itibaren aşama aşama artan MOSSAD faaliyetinin, artık Türkiye'nin güneydoğusunda da aynı ölçüde görüldüğüne dikkat çekiyor. Olayın ardından Ankara'da yapılan uzmanların katıldığı güvenlik toplantısında şu saptama yapılıyor: "Dünyanın her yerinde teröre karşı mücadele meşrudur. Şemdinli'deki tertibin amacı, devletin teröre karşı mücadelesini, devlet ile Kürt yurttaşlar arasındaki bir karşıtlığa dönüştürmek. Arkasından BM'yi devreye sokmak."
TERTİPTEKİ GÖREVLİLEROlayı içeriden tertipleyenlerle, dışarıdan tertipleyenler birbirinin devamı. Doğu-Güneydoğu'da 13 ile yayılmış CIA-MOSSAD bağlantılı 500 kişi bulunduğu kaydediliyor. 100'e yakınının din adamı olduğu bildirilen bu kışkırtıcıların, büyük bölümü Van, Hakkâri, Şırnak, Mardin illerinde konuşlandırılmış durumda. Çünkü tertibin başlangıç ve sıçrama hamleleleri için bu iller merkez seçilmiş. SÜREÇ NASIL BAŞLADI? Süreci başlatan kritik dönüm noktası, 9-10 Eylül günü ABD Avrupa Kuvvetler Komutanı James Jones ile Merkez Kuvvetler Komutan Yardımcısı Lance Smith ve 23-24 Eylül'de Amerikan Başkanı Bush'un Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley'in Türkiye ziyaretleri. James Jones ve kalabalık maiyeti Genelkurmay'da görüşmeler yaptı. Hadley, Tayyip Erdoğan ile bir saat planlanıp iki saate yakın süren bir görüşmenin ardından Dışişleri Bakanlığı Müsteşar» Büyükelçi Ali Tuygan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özİtök, MGK Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ı ziyaret etti ve Ankara'dan ayrıldı. James Jones ile Hadley'in gündemindeki konu, PKK ve Irak meselesiydi. Her iki Amerikalının ziyareti, Türkiye'de Irak'taki PKK varlığına karşı Türkiye'nin meşru müdafaa hakkını kullanmasıyla ilgili tartışmaların yoğunlaştığı bir döneme denk gelmişti. Jones ziyaretinde, meseleyi Irak yönetimiyle, yani Barzani ve Talabani'yle görüşmeyi telkin etti. Hadley ise, yeni görevine atandıktan sonra Washington'da Bush'un başkanlığında savaş kabinesi toplantısına katıldı, ardından da Türkiye'ye geldi.
"TÜRKİYE HİMAYESİNDE KÜRDİSTAN"Hadley'in getirdiği paketin ayrıntıları şu unsurlardan oluşuyordu; "Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerin meşruiyetine karşı çıkmayın. Buna karşı çıkarsanız, dünyadaki bütün Kürtleri, başta Türkiye'dekileri karşınıza alırsınız. Kürtler devletleşme sürecine girmiştir. Artık bu gerçeği kabul etmeniz gerekir. Bunu kabul ederseniz sizin de önünüz açılır. Bu koşulda, PKK ile ilgili ne yapmak istiyorsanız biz sizinle beraberiz." Hadley, Irak'ın kuzeyindeki Kukla Devlet'in kabulü karşılığında PKK'nın tasfiyesi havucunu uzatıyordu. Yani yıllardır Türkiye'ye kabul ettirilmek istenen "Türkiye himayesinde Kürdistan". İsrail'den sonra ikinci İsrail'e dönüştürülen Irak'ın kuzeyindeki Kukla Devlet'in yanısıra Türkiye'nin de İsrailleştirilmesi, "Üç İsrail Planı" yürürlüğe konuyordu. GÜL: ABD'YLE YENİ BİR DÖNEME GİRDİK Bu süreçte Hükümet'in rolünü kanıtlayan en kritik açıklama Gül'den geldi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 1 Kasım'da yaptığı basınla sohbet toplantısında Hadley'in paketine uygun bir çerçevenin Hükümet tarafından benimsendiğini ortaya koyan çok önemli bir açıklama yaptı. Gül, gazetecilerin PKK'ya karşı mücadele ve Irak konusundaki gelişmeleri sorması üzerine şunu söyledi: "PKK'ya karşı mücadele konusunda ABD ile yeni bir döneme girdik. Önümüzdeki günlerde bunun ayrıntılarını daha fazla göreceksiniz."
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök de, Çankaya Köşkü'ndeki 29 Ekim resepsiyonunda Kukla Devlet'i ve Barzani'yi kabul eden yönde bir açıklama yaptı. Org. Özkök, Barzani'nin Bush tarafından kabul edilmesi konusundaki değerlendirmesini soran gazetecilere şu yanıtı verdi: "Zaman değişiyor, koşullar değişiyor. Barzani bir lider olmuş. Amerika da onu öyle ağırlamış. Şimdi siz Cumhurbaşkanı olsanız ben size selam vermeyecek miyim?" YENİ BÜYÜKELÇİ: 2006 DÖNÜM NOKTASI ABD'nin önümüzdeki günlerde Türkiye'de göreve başlayacak yeni Büyükelçisi Richard Wil-son'ın, Senato'daki sunumunda söylediği iki kritik ifade, Hadley ile Jones'un ziyaretinin ve Gül ile Org. Özkök'ün açıklamalarının bağlamını ortaya koyuyor. PKK konusunda Türkiye ile ortak yeni girişimler başlatıldığını belirten Wilson, şunları söyledi: "ABD Başkanı Bush, Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ve ABD'nin Avrupa Kuvvetleri Komutanı Orgeneral James Jones, pratik işbirliğinin ve Türk-Amerikan diyalogunun güçlendirilmesine son dönemde yatırım yaptı. Bu çalışmayı devam ettirmemiz gerek. 2006 ve ötesinde Türkiye'nin, Irak'ın başarısına katkısı daha da önemli olacak ye büyükelçilik görevim onaylanırsa bu konu, benim odak noktam olacak". PKK'NIN ROLÜ ABD'nin Şemdinli'de sahneye koyduğu "Üç İsrail Planı"nda PKK'ya verilen rolün ayrıntıları Aydınhk'ın 4 Eylül 2005 tarihli "İki PKK / TSK'nın ve ABD'nin yeni politikaları" başlıklı kapak haberinde yer almıştı. Haberde ABD'nin PKK'ya dayattığı yeni rol, şöyle özetlenmişti: 1. Saldırgan ve imhacı bir çizgi. 2. Türk-Kürt düşmanlığı çıkarmak. 3. Türkiye'nin Batı bölgelerinde ses getirici eylemlerin yoğunlaştırılması. 4. Güneydoğu'da kitle gösterileri. VE PKK'DA BÖLÜNME ABD'li görevlilerle son dört ay içinde Irak'ın kuzeyinde üç ayrı görüşme yapan PKK'dan yapılan açıklamalarda bu çizgiye uygunluk dikkat çekti. "ABD, AKP eliyle Kürdistan'ı kuruyor" ve "Devlet önüme olumlu birşey getirirse olumlu katkı koymaya hazırım" diyen Abdullah Öcalan son 5 aydır avukatlarıyla görüştürülmüyor." Üstelik Öcalan'a en bağlı iki yönetici olarak görülen ve örgütte Öcalan'dan sonra gelen Murat Karayılan'la Cemil Bayık geri plana düşerken, PKK'nın 4. sıradaki yetkilisi olan Duran Kalkan'ın Amerikan politikalarına uyum gösteren açıklamalar yapması. Kalkan, ayrıntılarını aşağıda sunduğumuz açıklamalarında önce Türkiye'den ayrılma tartışması başlattı. Ardından Tayyip Erdoğan'ı övüp, Kürtlerin lideri ilan ettiği Barzani'nin Türkiye-PKK arasında arabuluculuk yapması gerektiğini söyledi. Şimdiye kadar hiçbir PKK lideri, Barzani'ye bu kadar övgü düzmemişti. Abdullah Öcalan ve PKK'nın resmi sözcüleri Barzani'yi Amerikan işbirlikçisi ve ilkel milliyetçi olmakla suçlardı.
Olayın sonucunda iç içe geçmiş üç operasyonun olduğu görülüyor: 1. Ordu'ya operasyon: Güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlamak ve komuta kademesine müdahale. Tertibin ardından başlatılan "İkinci Susurluk" ve "Derin Devlet" propagandasının amacı bu. Üstelik Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Jandarma Genel Komutanı'na karşı başlatılan psikolojik savaşta da hedefin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin milli yönelişi olduğu anlaşılıyor. 2. PKK'ya operasyon. Türkiye içinde çözüm arayan çizginin tasfiyesi ve Barzaniciliğin güçlendirilmesi. Duran Kalkan'ın açıklamalarında, Tayyip Erdoğan ve Barzani'nin övülmesi bu operasyonda mesafe alındığını gösteriyor. 3. Bismil çözümünü perdeleme. Ellerinde Türk bayrağı ve Atatürk posteriyle yürüyen Kürt köylüsünün Bismil'de Cumhuriyet aydınıyla kucaklaşarak oluşturduğu çözüm modeli de böylece geri plana itilmek isteniyor. |
|||||||