Ekonomi haberleri, Ana sayfası
 |
 |
| Türkiye, tarihinin en ciddi ekonomik krizlerinden birini yaşarken günlük konuşmalarımız da bir anda değişti. Artık sıradan vatandaşlar bile ekonomiden söz ederken, kurduğu cümlelerin arasına sonu "yon" ile biten bir kelime koymadan edemiyor. Kelime hazinemiz ise giderek zenginleşiyor. Enflasyon, devalüasyon gibi bilinen terimlere artık stagflasyon, konsolidasyon, moratoryum, hiperenflasyon, resesyon gibi az bilinenler de eklendi. |
EKONOMİST 18 Mart 2001, Sayfa 42-43
Türkiye son yıllarda sık sık ekonomik krizlerle haşır neşir hale geldiği için çeşitli ekonomik terimler günlük hayatımıza iyice girdi. Sonu genellikle "yon" takısıyla biten bu terimlere hergün gazete sayfalarında rastlıyor, televizyon ekranlarında konuşmacılardan duyuyoruz.
| Bugünlerde en çok kullanılan ekonomik terimler |
Devalüasyon: Esasında devalüasyon, sabit kur sistemi uygulanan ülkelerde kurların hükümet kararıyla yükseltilmesidir. Ancak günümüzde serbest kur sisteminin uygulandığı ülkelerde kurlarda yüksek kabul edilebilecek bir artışın yaşanması da devalüasyon olarak tanımlanıyor. Devalüasyon TL'nin yabancı paralar karşısındaki değerinin düşmesine neden olduğu için ihracatı artırıp ithalatı kısıyor. Ancak Türkiye'nin ithalatının üçte ikisi üretimde kullanılan hammadde ve ara mallarından oluştuğu için, devalüasyon sonucunda enflasyon da kaçınılmaz olarak sıçrama gösteriyor. Mal ve hizmet fiyatlarının artması ise halkın alım gücünü düşürüp iç talebi kısıyor ve ekonomiyi yavaşlatıyor.
Konsolidasyon: Ödeme güçlüğü içine düşen devletin, iç borçlarının vadesini uzatmasıdır. Genellikle kısa vadeli Hazine bonoları geri alınıp yerine uzun vadeli devlet tahvilleri verilerek uygulanır. Alacaklılara yeni vade için de faiz ödenir. Fakat buna rağmen devlete güvenlerinin sarsılması önlenemez. Konsolidasyona giden bir hükümet, yeniden iç borç almakta çok zorlanır. Eğer vadede bir değişiklik yapılmıyorsa TL cinsi iç borç senetlerinin döviz cinsi iç borç senetleriyle değiştirilmesi konsolidasyon anlamına gelmez.
Moratoryum: Konsolidasyonun dış borçlar için uygulanan şekli olarak tanımlanabilir. Vadesi gelen dış borçlarını ödemek için kaynak bulamayan devletler, moratoryum ilan ederek ödemeyi daha sonra yapacağını beyan eder. Moratoryum ilanının sonuçları da konsolidasyondaki gibidir. Moratoryum ilan eden devlete olan güven sıfırlanır ve bu devletin yeni dış borç bulması imkansız hale gelir. Türkiye'de Osmanlı döneminden bu yana moratoryum ilanı olmadı. 1958 ile 1979-80 dönemindeki dış borç ertelemeleri, alacaklıların rızası alınarak yapılmıştı. Ancak buna rağmen bu borç ertelemelerinden sonra Türkiye, uzun süre dış borç almakta zorlandı.
Monetizasyon: Zaman zaman iç borçtan kurtulma çaresi olarak sunulan monetizasyon, para basılarak iç borçların ödenmesidir. Genellikle monetizasyon denilince basılan parayla iç borçların tamamının bir seferde ödenmesi kastedilir. Ancak monetizasyonu, iç borçları vadesi geldikçe para basarak ödemek şeklinde yumuşatanlar da var. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, monetizasyonun sonu hiperenflasyondur. Piyasaya çıkacak olan muazzam büyüklükteki bu para, aylık enflasyonu yüzde 50'nin, yıllık enflasyonu yüzde 5000'in üzerine taşıyabilir.
Darboğaz: Herhangi bir üretim faktörünün teminindeki geçici sıkıntı nedeniyle ekonominin tıkanmasıdır. Yol kazası adı da verilir. Söz konusu sıkıntı, döviz yokluğu nedeniyle üretimde kullanılan hammadde ve ara mallarının ithalatının durması şeklinde olabileceği gibi faizlerin yükselmesi nedeniyle işletme sermayesi temininin zorlaşması şeklinde de ortaya çıkabilir. Darboğaz teşhisi, ekonominin büyüme hızının sadece bir çeyrek dönemde yüzde 2'nin altında kalması, izleyen dönemde yeniden yükselmesi halinde konulur.
Resesyon: Türkçe karşılığı durgunluktur. Ekonominin büyüme hızının, nüfus artış hızının altına inmesi ve dolayısıyla kişi başına milli gelirin yerinde saymasıdır. ABD'de yılın iki çeyreğinde büyüme hızının sıfıra yaklaşması halinde resesyon teşhisi konuluyor. Avrupa'da ve Türkiye'de ise üç çeyrek dönemde büyüme hızının yüzde -1 ile yüzde 2 arasında kalması durgunluk olarak tanımlanıyor.
Depresyon: Türkçe'ye ekonomik kriz olarak çevriliyor. Ekonominin büyümek yerine küçülmesidir. Türkiye'de büyüme hızının dört çeyrek dönemde negatif değer alması halinde depresyon teşhisi konuluyor.
Stagflasyon: Durgunluk içinde enflasyon olarak tanımlanır. Normalde ekonomi durgunluğa girdiğinde fiyat artışlarının hız kesmesi ve enflasyonun gerilemesi gerekir. Ancak bazen, örneğin bir devalüasyon sonrasında, maliyetlerin artması nedeniyle ekonomi durgunluğa girerken enflasyonun yükseldiği görülebilir.
Hiperenflasyon: Aşırı parasal genişleme nedeniyle fiyat artışlarının çok yüksek düzeylere çıkmasıdır. Enflasyonun hangi düzeyden sonra hiperenflasyon olarak tanımlanacağı konusunda bir görüş birliği yoktur. Ancak genelde yıllık enflasyonun 3-4 haneli hale gelmesi hiperenflasyon olarak tanımlanır.
Kronik enflasyon: Enflasyonun uzun yıllar boyunca yüksek bir düzeyde kalmasıdır. Türkiye'deki enflasyon, 30 yıldır çift haneli olduğu için, kronik enflasyon tanımına örnek oluşturuyor. |
Ancak kullananların bir kısmı da dahil pek çok kişi, bu terimlerin gerçekte neyi anlattığından habersiz. Bu nedenle Türkiye'nin sorunlarının çözümü için felakete yol açacak önerilerde bulunanlara rastlanabiliyor.
Bu öneriler arkadaş toplantılarında ve kahve sohbetlerinde yapıldığında bir soruna yol açmıyor. Fakat bu öneriler politikacıların, işadamlarının, oda ve dernek başkanlarının ve akademisyenlerin ağzından çıktığında ortalık karışabiliyor.
Bu konuda en taze örneği yaşadığımız devalüasyon süreci oluşturuyor.
Türkiye'de bir kesimin ağzından devalüasyon isteği hiç düşmez. İhracatta işler iyi gitmediğinde, ithalatta artış yaşandığında ve cari işlemler açığı yükseldiğinde ilk akla gelen çare hemen devalüasyon yapmak olur. Ancak bu sorunların çözümü için en etkili ilaç olan devalüasyonun yan etkilerinin ekonomiyi boğabileceği unutulur.
Alın size devalüasyon!
2000 yılı başında uygulanmaya başlanan istikrar programı sonucunda dış denge bozulmaya başlayınca devalüasyon istekleri de yavaş yavaş gündeme getirildi. Enflasyonla mücadele ortamının oluşturduğu toplumsal baskı nedeniyle bu istek yüksek sesle dile getirilemedi. Fakat fısıltı gazetesinin yardımıyla kafalara devalüasyonun kaçınılmaz olduğu fikri sokuldu.
Devalüasyon isteyenler, bugün bu isteklerinin sonuçlarını görüyorlar. Ancak zamlar peşpeşe geldikçe bu kişilerin bu kez devalüasyona yol açtığı için hükümeti eleştirdiğini hayretle izliyoruz.
Konsolidasyon olursa...
Yerine getirilmesi halinde başımıza daha büyük bir felaket getirmesi olası bir öneri de bugünlerde yapılıyor. Bazıları hükümete iç borç sorununun çözümü için konsolidasyon yapmasını öneriyor.
Konsolidasyon, hükümetin kısa vadeli iç borçlarını uzun vadeli hale getirmesi demek. Bu uygulama, alacaklıların elindeki kısa vadeli kağıtların uzun vadeli olanlarla değiştirilmesi şeklinde yapılıyor.
Böyle bir uygulama iç borç sorununa geçici bir çözüm getirebilir. Ancak borç verenlerin devlete olan güvenini de sıfıra indirir. Devlet yeniden borçlanmak isteğinde astronomik faizlerle karşı karşıya kalır. Bu faizle borçlanmayı kabul etse, ekonominin ocağına inciri diker, kabul etmeyip harcamalarını para basarak finanse etmeye kalksa enflasyonu zıplatır.
Geçmişte iç borç sorununa çare olarak monetizasyon gibi akla ziyan önerilerde bulunanları da görmüştük.
Kriz dönemlerinde çok kullanılan ekonomik terimlerin yer aldığı mini bir sözlüğü yandaki kutuda görebilirsiniz. |