Yazarlar / Dr. Mehmet Tunçer




Türkiye'de Bölge - Kent Planlaması ve Kentsel Tasarım:
Uygulama Sorunları ve Görüşler



Mehmet TUNÇER (1)

    I. GİRİŞ

    Ülkemizde 2000'li yılların başında; hemen her konuda, Cumhuriyet döneminde oluşan kurumsal yapı ve bu kurumsal yapının uygulamaları yeniden gözden geçirilmekte, bu yapının çağdaş teknoloji ve uluslararası gelişmelere uygun kurulması için ve uygulamalarının etkinleştirilmesi amacı ile yeni düzenlemeler yapılmaktadır. Özellikle küreselleşme ve Avrupa Topluluğu'na entegre olma sürecini yaşayan Türkiye, tüm kurumsal yapı ile işleyişini yeniden ele almak ve süratle çağdaşlaştırmak zorundadır. Her türlü teknolojik gelişme ile birlikte iletişim ve bilgisayar teknolojisinin de süratle gelişimi nedeni ile, geleceği tasarlayan bir meslek dalı olan "Planlama" nın kendini bu gelişmelere uydurabilmesi de gerekli bir başka zorunluluktur.

    Ülkemizde, giderek artan bir biçimde doğal ve kültürel değerlerin yok olma sürecini yaşadığımız bu günlerde, "Sürdürülebilir Kalkınma" kavramının, içeriği boş hale getirilerek ve sürekli tekrarlanarak yıpratıldığını görmekteyiz. Ayrıca, her türlü sosyal ve kültürel değerin yozlaştırılarak bir meta haline getirilmek istendiği gözlenmektedir. Planlamanın da tamamen rant paylaşımı kavgasının kağıt üzerindeki yazılı/çizili belgesi haline gelmekte olduğu üzülerek izlenen bir süreçtir. Plan elde etme ve uygulama süreçlerindeki karmaşıklık, belirgin olmama, teknik yeterliliklerin sorgulanabileceği bir sistemde, tamamen yapı yoğunluğunu belirleyerek ona ilişkin en hayati sosyal-teknik altyapıyı sağlarken de, yasa gereği alınan % 35 'leri bile "zayiat" olarak gören bir sistemde, planlama sadece bir araç olarak görülmektedir. Ancak; gerçek odur ki, planlama bir araç değil "bir amaç" tır. Varılmak istenen çağdaş/ileri hedefi işaret eden, onu tanımlayan ve hedefe nasıl ulaşılması gerektiğini katılımcı bir süreçle oluşturan bir araç.

    Bu yazıda amaç; günümüzde "Bölge Planlaması", "Şehir Planlaması" ve "Kentsel Tasarım" ana başlıkları ile yasal sistemimizde yer alan ve kentlerimizde hakim olan, üst ölçekli planlama sisteminden, uygulamaya yönelik alt ölçekli tasarımlara kadar (hatta mimarlık, peyzaj mimarlığı, altyapı mühendisliği, kent mobilyası tasarımlarına...) giden süreçlerin genel bir değerlendirmesini yapmak, ülkedeki yasal, kurumsal, yönetsel ve parasal boyutları gözeterek geleceğe yönelik öneriler geliştirmektir.

(1) Doç Dr., Şehir Yüksek Plancısı (ODTÜ), Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilim Doktoru (AÜ-SBF); Gazi Üniversitesi, ŞPB Böl. ve Siyasal Bilgiler Fak., Kamu Yönetimi Böl. Öğr. Gör. (Kısmi zamanlı)


II. ÜLKEDE PLANLAMA, TASARIM ve
UYGULAMAYA YÖNELİK SİSTEMİN DARBOĞAZLARI


II.1. DURUM SAPTAMASI: GÜNCEL PLANLAMA SİSTEMİ PLANLAMA VE UYGULAMA SORUNLARI

II.1.1. BÖLGE ve ÜST ÖLÇEKLİ PLANLAMA:

    Merkezi yönetimde bayındırlık ve iskan hizmetleri ile ilgili görevler, 1983 yılında bu iki hizmet grubunun aynı örgütsel yapı altında bütünleştirilmesi yoluyla örgütlenen Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın (BİB) sorumluluğunda bulunmaktadır. Anılan Bakanlığın genel ilgi alanını; ülkenin altyapı gereksinimleri doğrultusunda karayolu, konut, imar planlaması, kamu yapıları, yer altı ve üstü suları, yapı gereçleri ve afet işleriyle ilgili konular oluşturmaktadır.

    Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın yukarıda anılan konularla görevli birimleri ise; ana hizmet birimi düzeyindeki Yapı ve Afet İşleri ile, Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlükleri; bağlı kuruluş olarak Karayolları Genel Müdürlüğü, ilgili kuruluş olarak da Devlet Su İşleri, İller Bankası Genel Müdürlüğü . Daha önce BİB'na bağlı olup daha sonraları Maliye Bakanlığı'na bağlanan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü de plan yapma yetkisi olan ve kentsel arsa üretme sorumluluğu olan bir genel müdürlüktür.

    Ülkenin en büyük sorunlarından biri hızlı nüfus artışı, göç olgusu, kaçak yapılaşma ve bunun sonucu çarpık kentsel gelişmelerdir. Bunun sonucu, dengeli yerleşme yönünde izlenen politikalar uygulama alanına gereği gibi aktarılamamakta ve düzensiz kent büyümesinin önüne geçilememektedir.

    Çarpık yerleşme ve büyümenin ortaya çıkardığı sorunların çözümünde sorumluluğun tamamen yerel yönetimlere bırakılması yeterli bulunmamaktadır. Kaldı ki, kentleşme sürecinde, arsa ve konut gereksinimini karşılama, altyapı sorunlarının çözümlerine katkıda bulunma, destek olma ve kırsal alanın iticiliğini azaltmak için gerekli önlemleri alma görevleri merkezi yönetimin sorumluluğundadır.

    İmar Yasası'nda "Bölge Planları" başlığı altında ; "Sosyo-ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve altyapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır."(2)  denilmekte ve DPT'ye görev vermektedir.

    "Çevre Düzeni Planı" ise; "ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen plandır"(3)  şeklinde tanımlanmaktadır. Ancak, günümüzde makro ölçekte bölge ve kentleri yönlendirecek planlar ya bulunmamakta, ya da var olanlar güncelliğini yitirmiş bulunmaktadır.

    "Bakanlık (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) gerekli görülen hallerde, kamu yapıları ile ilgili imar planı ve değişikliklerinin, umumi hayata müessir afetler dolayısıyla veya toplu konut uygulaması veya Gecekondu Kanununun uygulanması amacıyla yapılması gereken planların ve plan değişikliklerinin, birden fazla belediyeyi ilgilendiren metropoliten imar planlarının veya içerisinden veya civarından demiryolu veya karayolu geçen, hava meydanı bulunan veya havayolu veya denizyolu bağlantısı bulunan yerlerdeki imar ve yerleşme planlarının tamamını veya bir kısmını, ilgili belediyelere veya diğer idarelere bu yolda bilgi vererek ve gerektiğinde işbirliği sağlayarak yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve resen onaylamaya yetkilidir"(4)

    Bu planları hazırlamakla görevli ve yetkili olan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, bu planlama çalışmalarını yetersiz teknik kadro ve parasal kaynaklar nedeniyle gerçekleştirememektedir.

    Yönlendirici üst ölçekli planların bulunmaması nedeniyle, özellikle Belediye sınırları dışında ya parçacı (mevzi/yerel) planlar devreye girmekte, ya da plan dışı (kaçak/yasal olmayan) gelişmeler kent çevrelerini sarmaktadır. Özellikle ana yollar boyunca ve denetimsiz kamu arazileri üzerinde bu gelişmeler gözlenmektedir. Kıyılarda ve orman alanları içindeki gelişmeler zaten son yıllarda bir kanser gibi bütün ülkeyi sarmıştır. İçme suyu kaynakları, göller ve sulak alanlar, verimli tarımsal araziler ve meralar da tehdit altındadır.

    "Bakanlık birden fazla belediyeyi ilgilendiren imar planlarının hazırlanmasında kabul ve onaylanması safhasında ortaya çıkabilecek ihtilafları halleder ve gerektiğinde resen onaylar..... Kesinleşen planlar ilgili belediyelere ve valiliklere tebliğ edilir. Bu planların uygulanması mecburidir."(5)

    Aslında yasada çeşitli sınır sorunları ile, ortak kentsel/çevresel sorunların çözümü Bayındırlık İskan Bakanlığı'na bırakılmıştır. Bunun ne kadar yapılabildiği ayrı bir tartışma konusudur.

    Görüldüğü gibi; Bayındırlık ve İskan hizmetleri bütünlüğü içinde, en önemli konulardan birisini "PLANLAMA" oluşturmaktadır. Bölge Planlama hizmetleri etkili olarak yürütülememekte, dar çerçeveli ve katı bir anlayışla plan beklentileri gerçekleşememekte, özel sektörün yatırım kararları ile uygulayıcı bakanlıkların yatırım kararları ile kentleşme ilkeleri arasında gerekli uyum sağlanamamaktadır.

    Kamusal hizmet ve uygulamalar için kullanılacak arsa ve arazilerin sağlanmasında, görevli kuruluş olan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü etkili olamamaktadır. Kentsel arsa politikalarının geliştirilmesi konusu da üzerinde çalışılması gerekli önemli bir konudur(6)

    İller Bankası'nın mali yapısı, banka öz kaynakları, belediyeler fonu, akaryakıt tüketim fonu ve yerel yönetim katkılarından oluşmakla birlikte, bunlar uygulamada yetersiz kalmakta ve yatırım programına alınan işlerin gerçekleşme süreleri zorunlu olarak uzamaktadır.

    Afet işleri, merkezi yönetim içinde birden çok kuruluşla ilgili görev ve yetkileri içine almaktadır. Kurumların görev sınırlarının açık olmaması ve kurumlar arası eşgüdümsüzlük gibi sorunlar son geçirilen deprem felaketi sonrasında açık olarak ortaya çıkmıştır. Afet ile görevlerden bazılarının Tarım, Orman ve Köy işleri Bakanlığı'nın bağlı kuruluşu olan Köy Hizmetleri Gn. Md. Tarafından yapılması nedeniyle eşgüdüm sorunları bulunmaktadır.

(2) 03.05.1985 Tarihinde kabul edilen 3194 Sayılı İmar Kanunu, Madde 8.
(3) İmar Kanunu, Madde 5.
(4) İmar Kanunu, Madde 9.
(5) İmar Kanunu, Madde 9.
(6) TUNÇER, M., 1994, Ağustos: Kent Kooperatifçiliği Bülteni, "Hazine Arazilerinin Satışı, Sonuçları ve Öneriler" ve 1993, Nisan; "Kentsel Arsa Üretimine İlişkin Sorunlar".



II.1.2. MAKRO / NAZIM ÖLÇEKLERDE PLANLAMA:

    İmar Yasası'nda "İmar Planları" başlığı altında; "Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise Bölge Planı ve Çevre Düzeni Plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer"(7)

    1.    Metropoliten ölçeğe ulaşmış kentlerde (İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Konya, Kayseri vb) makro ölçeklerde (1/50 000, 1/25 000, 1/5000) planlama çalışmaları genellikle bu kentlerde 3030 Sayılı Yasa uyarınca oluşturulmuş Büyükşehir Belediyeleri tarafından sürdürülmektedir.
    2.    Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılan bu planlama çalışmaları teknik ekip yetersizlikleri nedeniyle uzun sürmekte ve güncel gelişmeleri takipte zorlanmaktadır. Bu planlar; yönetsel sınırlar nedeniyle yakın çevredeki Belediyeleri ve Beldeleri ya içermemekte, ya da yaptırımı olmayan kararlar getirmektedir. Ayrıca bu planlar, dava konusu edilerek belirsiz sürelerle uygulanması engellenebilmektedir.
    3.    Uzun sürelerde ve büyük emeklerle hazırlanan Nazım Planlar; sürekli değiştirilebilmektedir. Makro plan kararlarına ve kentsel gelişmelere aykırı İlçe ve Belde Belediyeleri karar ve uygulamaları ile, gene yasa/plan dışı (kaçak) uygulamalar bu planları kısa sürede yeniden ele alınması gerekli hale getirmektedir.
    4.    Büyükşehir Belediyeleri ile İlçe / belde Belediyeleri arasında politik, teknik ve yaklaşım farklıklarından oluşan çekişmeler, Kent ölçeğinde ortaklaşa uygulanması gerekli makro plan kararlarını yer yer uygulanamaz hale getirmektedir.
    5.    Belediyelerin makro ölçekteki planları uygulamadaki karşılaştıkları teknik, parasal ve örgütsel zorluklar da konunun önemli bir boyutunu oluşturmaktadır.

(7) İmar Kanunu, Madde 8, b Fıkrası.


II.1.3. UYGULAMA ÖLÇEKLERİNDE PLANLAMA:

    1.    Yürürlükte bulunan Nazım Plan (varsa) doğrultusunda İlçe/Belde Belediyeleri tarafından hazırlanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planları, klasik imar planı sisteminde (çizim/gösterim tekniği ve anlayışı) hazırlanmakta ve uygulamada mimarlar, peyzaj mimarları, altyapı mühendisleri tarafından çok değişik boyutlarda eleştirilmektedir. Bu eleştirilerin başında planların donmuş, statik, dinamik olmayan günün gerçeklerine göre esnekliği az, yapı ve çevre tasarımcılarını sınırlayan, ada ve parsel sistemine hapsolmuş bir düzenek (araç) olmasıdır.
    2.    Uygulama imar planlarının bir başka eleştirilen özelliği, kentsel ve çevresel tasarıma hemen hiç yer vermemesi, hemen her yörede aynı tarzda yasal belirli rakamsal gerekleri (sosyal donatı, yeşil alan vb) gerçekleştirmeye çalışmasıdır. Bu da; yaşamı ve çevreyi tasarlayan bir sistemin "Tasarım" boyutunu dışlaması gibi anlamsız bir sonuç doğurmuştur. Planlar, mekanik/görsel bir sistem olarak ele alınmakta, matematiksel bazı hesapları yerine getirdikten sonra onanmaktadır.
    3.    Bir başka eleştirilen konu da; askı süreci (plana itiraz) süreci dışında genel olarak planların kullanıcılarının katılımına hemen hiç yer vermeden (sorgulamalar /anketler dışında) katılımcı bir süreç yaşanmadan hazırlanmasıdır. Bu da planların, gerçekçilikten uzak, yaşamı/yöreyi pek de tanımayan bir şekilde hazırlanması sonucunu getirmekte ve uygulamada sorunlara yol açmaktadır.


II.1.4. KENTSEL TASARIM:

    1.    Kentsel tasarım son yıllarda yaygınlaşmakla birlikte, genel olarak kentin bir yöresinde (meydan, yaya yolu, kıyı vb), Belediyenin ağırlıklı olarak politik kararına bağlı olarak ya bir çevre düzenleme (ve de peyzaj) projesi olarak oluşmaktadır. Ya da yıllarca çözülemeyen bazı sorunların kısa vadeli çözümüne yönelik olarak yarışma veya ısmarlama yöntemleriyle elde edilen, uygulama boyutu katılan plan ve projelerden oluşmaktadır. Kentin her yöresine eğilen, her sorununu içeren tasarımsal bir süreçten yoksun olarak genellikle birbirinden kopuk ve habersiz yapılan düzenleme proje ve uygulamalarından ibaret kalmaktadır. Halbuki, bütüncül ve makro kararların yönlendirdiği bir büyük programın parçası olarak etaplar halinde geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
    2.    Kentsel Tasarım, günümüzde üzerinde sürekli tartışılan ve (körlerin fil tarifi gibi!) niteliği, kapsamı, disiplinler arası konumu henüz yasal olarak da tam olarak belirlenememiş bir kavramdır. Ancak, ümit verir şekilde Belediyelerin çeşitli kentsel sorunların çözümünde kullandıkları bir araç olmaya başladığı görülmektedir. Doğal olarak kendi içinde sorunlar yaşanmasına rağmen, disiplinler arası konumu ve kent ile ilgili pek çok mesleğin içiçe ve yan yana çalışması gerekliliğinden dolayı kentsel ölçekte yaşamsal sorunların kısa vadede ve etkin olarak çözümü için bir "Eylem Planlaması" yöntemi olarak düşünülebilmektedir.


» 2. Sayfa »»

1. Sayfa | 2. Sayfa | 3. Sayfa | 4. Sayfa




HaberBilgi.com